TRABZONSPOR’DA OYNAMAK ZOR DA TARAFTARI OLMAK KOLAY MI?

 

Septik Muhalifin Yazisi

Bir futbol olgusu vardır bizde;Trabzonspor’da oynamak zordur diye!Oynamak zordur da Trabzonsporlu olmak kolay mı? Değil, hatta hiç kolay değil!En son şampiyonluk kupasını müzesine götüreli 27 sene olmuş bir takımın taraftarından bahsediyoruz.O sene doğan bebekler bu gün birer yetişkin Trabzonsporlu ve hala şampiyonluk beklemekte.Arada şerefi Trabzonspor’da fakat tenekesi Fenerbahçe kulubu müzesinde olan 2010-2011 sezonu şampiyonluğunu atlamak olmaz tabi!Şampiyon olamıyorsunuz tüm dünya sizinle uğraşıyor imajı veriyorsunuz diyenleri haklı çıkarmak değil niyetim ama evet bu ülkede Trabzonsporla uğraşıyorlar,şampiyon olmasın diye uğraşıyorlar ,olma ihtimali yüzdesi fazlalaşınca da gereğini en güzel şekilde yapılıyorlar!Hatta şampiyonluğu FİFA,UEFA tarafından tesçillendiğinde bile hakkı teslim edilmiyor,kupası verilmiyor.Kupası diyorum şampiyonluğu demiyorum,o sezonun şampiyonluk şerefi Trabzonspor’da çünkü.Bu gün sokağa çıksanız 2010-2011 sezonu şampiyon kim deseniz,biraz hakka hukuka inancı olan kişi şampiyonun kim olduğu konusunda yanılmaz.Hakem hataları! da cabası tabi ,hata mı değil mi pek kestirmek mümkün olmuyor.Art niyetsiz hata diyoruz bakıyoruz ki hep Trabzonspor aleyhine hatalar.Ülkede başka bir sacma olgu daha var hakemler büyük takımlar aleyhine düdük çalamaz!Futbol otoriteleri bunu söyledikçe zaten günülerlinde hep büyük aslan yatan hakem tabiî ki aleyhte karar veremez.Vermesini bekleyen yok denecek kadar az çünkü!Bu büyük takım olgusu da ayrı bir mevzu,bu gün Anadolu takımları çatır çatır İstanbul takımlarını mağlup ederken her ne hikmetse yenilen İstanbul takımı olunca mutlaka ama mutlaka kötü oynamıştır Anadolu takımının iyi oynayıp alma ihtimalı yok!Neresinden bakarsak bakalım futbolumuz sorunlu futbol kültürümüzün sorunlu olduğu gibi.Belki tüm takım taraftarlarında bu sorun vardır ama ben şimdilik içinde olduğum ve içinde olmaktan hep gurur duyduğum Trabzonspor taraftarlığı ile ilgileniyorum.

Trabzonspor taraftarı futbolun doğasına aykırı şeyler bekliyor Trabzonspor’dan ;hep galip gelmesini,hep iyi oynamasını.İmkansız mı?Evet imkansız ve futbolun doğasına aykırı bir şey bu.Bir takım hep yenemez ve hep yenerse zaten futbolun tadı kalmaz.Ersun Yanal’ın gelişi ile bir hava yakaladığımız aşıkar, oynadığımız bir derbi olmak üzere üç maçı farklı skorlarla almıştık.O haftalarda taraftarın keyfine diyecek yoktu.Ama bu hafta kötü başladığımız derbiyi farklı skorla kaybedince geçen haftalarda göklere çıkartılan takımı eleştirmek dursun yerin dibine sokan taraftarlar oldu.Bizim ev mini bir tribün gibidir maç akşamları ,hem maç izlerim hem gözlem yaparım aile bireyleri üzerinde.İki dakka önce aslanım,koçum… olan futbolcu bir hatada afedersiniz kazma! oluveriyor.Bu futbolcunun yetenekleri birkaç dakika da köreliyor değil ya, o da insan hata yapabiliyor.Hele ki futbol gibi saiyeler içinde hem düşünüp hem de hareket etmeniz gereken bir oyunda hata yapmamak elde mi!Zaten futbolu keyifli yapan,seyir zevkini arttıran ansızın yapılan hatalar değil mi?İşte taraftar bunu kaçırıyor ve kötü enerjisini hemen takıma yansıtıyor ve takımın kötü gidişatının devam etmesinde olumsuz anlamda katkı yapıyor.Hep yensin istiyoruz takım da taraftar hep tribünde olsun istiyor ama boş denecek kadar az taraftar topluluğu karşısında maçlar oynadı bu takım.Hiç unutmam Trabzonspor’un kötü oynadığı bir maçta Volkan Şen’in yeni doğmuş çocuğuna küfredilmişti Volkan’da haklı olarak demoralize olmuştu.Ne var canım futbolcu profesyonel olmalı diyenler azımsanmayacak kadar çoktu o olayda.Peki futbolcudan oynarken amatör rufla mücadele vermesini beklerken; hakaret,küfür… edenlere verdikleri tepkilerde profesyonel olmasını beklemek ne kadar mantıklı,izaha değer olabilir ki.Yani tüm bunları aynı anda düşünebilecek bir futbolcu bulmak zor hatta insan bulmak zor.Şampiyon olmak için sabırsızlanan taraftarı anlıyorum.Trabzonspor taraftarı olmak zor bunu da iyi biliyorum ama taraftarlık maçı izlemekle,ürün almakla olmaz.O kadar para alıyorlar oynadıkları futbola bak deyip küfredemeyiz ahlaksızca.Bizler de bir yerlerde çalışıyoruz futbolcuların aldığı paralarla ölçülmez ama bizlerde para kazanıyoruz.İş verenin bu işi beceremedin o kadar para veriyorum deyip küfretmesini hazmedebilir miyiz?Bunu yapmaya da hakkı yoktur,en fazla işimize son verebilir.Bizim de beğenmediğimiz futbolcuya küfretmeye hakkımız yok en fazla kulup sözleşmesine son verebilir.Ewet Trabzonspor taraftarı olmak zordur ama biz zor çoğrafyanın çocuklarıyız hep zoru sectik,seçmeye de devam edeceğiz tıp kı 3 Temmuz ‘da bu yana Türkiye’nin hemen hemen her ilinde ve Avrupa’da bazı şehirler de ‘’TEMİZ FUTBOL EYLEMİ’’ yapan renktaşlarımız gibi.Her zaman olmasa da zaman zaman aralarında olmaktan gurur duyuyorum…

                                       

                              BU YENİ TÜRKİYE Mİ?






Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kampanyası döneminde yeni bir kavramla tanıştık; Yeni

Türkiye! Aslında AKP’nin iktidar olduğu 2002 yılından itibaren zaten yeni bir

Türkiye’nin temelleri atılmıştı. En azından halkın büyük çoğunluğunda böyle bir

Türkiye’nin olabileceği inancı yeşermişti. Ne beklemişti halk Yeni Türkiye’den

kabaca; daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük, adalet, hak hukuk …ve

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizin son bulmasını…. . AKP’nin iktidar

olduğu ve pek çok secim zaferi kazandığı bu on iki  yıllık süreçte yapılan her açılımdan sonra

şöyle düşünmüşümdür; Acaba Akp bu açılımları gerçekten  demokratik ve özgürlükçü bir parti olduğu için

mi yapıyor yoksa kendini halka bir şekilde ispatlamak için yani oy olmak için

mi yapıyor? Belki ne farkı var diyebilirsiniz! Aslında görünürde pek fark

edilmeyen ama biraz düşünüldüğünde anlaşılacak bir ayrım söz konusu. Bir parti

bazı adımları salt oy olmak için yapıyorsa gerekli kitleyi elde ettiğinde artık

yapması gereken hiçbir şeyi yapmaz. Yapmaya gerek duymaz. Neden duysun ki? Artık

arkasında kendisini her ne şart olursa olsun destekleyecek bir kemik kitle

oluşmuştur ve o kemik kitle kendisini her secimde iktidara taşıyordur. Oysa

eğer bir parti demokratikleşmeyi, özgürleşmeyi tüm dinamikleriyle

içselleştirmişse kendisini her fırsatta yeniler ve ülkeyi daha refah seviyeye

çıkartmak için çabalar. Galiba bu gün ülkenin yaşadığı kriz tam da bu! Akp

hızlı koştu çabuk yoruldu. Hatırlıyorum da dönemin Başbakanı günümüzün

Cumhurbaşkanı olan Erdoğan ne kadar da kolay Dersim ve Ermeni Soykırım’ı  için özür dilemişti. Hiçbirimiz bu durum

karşında şaşırmadık diyemeyiz! Çünkü her iki mesele de Türkiye’nin en kadim ve

çözülmeyi bekleyen meseleleri idi. Erdoğan Akp’yi  kurduğunda bir mitinginde ne kolay

deyivermişti’’ tüm öğretmenler okulu bitirir bitirmez atanacak, kpss sınavı

kaldırılacak…’’Bu konuşma yapıldığında atanamayan öğretmen sayısı 70 bin

kadardı. Bu gün 300 Bin öğretmeninin ataması yapılamıyor. Burda verdiğim

meseleler gibi yüzlerce yazabiliriz aslında. Belki de Erdoğan özelinde Akp’nin  demokratik, özgürlükçü bir parti olduğu

fikrini bizde yeşerten meseleler bunlar. Oysa Erdoğan’ın Başbakan olduğu

dönemde ülkemizde Uludere’de 36 vatandaşımız TSK’nin uçaklarının açtığı ateş

sonucu hayatını kaybetti. Erdoğan yapılan operasyon için TSK’yı tebrik etmişti.

Mayıs ayında 301 işçimiz maden ocağında hayatını kaybetti. Erdoğan ‘’bu işin

fıtratında var’’ dedi. Hatta Avrupa’dan yüzyıl önce yaşanmış çok sayıda, ölümle

sonuçlanan maden kazası örneği vererek biz halkının içine su serpmişti! Hatta

bizzat kendisi daha çok maddi olmakla birlikte devletin maddi ve manevi olarak

ailelerin yanlarında olduğunu açıklamıştı. Bir vatandaş olarak merak ettiğim bu

12 yıl içerisinde yaşanmış olan bu toplumsal felaketlerin bir özre bile layık

olamamalarının nedeni ;Akp iktidarı döneminde yaşanmış olmaları mı? Yoksa bizim

göremediğimiz başka bir neden mi mevcut? Ya da Dersim ve Ermeni Soykırım’ı

meselelerinin oy potansiyelinin yüksek olması mı ,üzerlerinden neredeyse

yüzyıla yakın zaman geçmesine rağmen bu özürleri dilemelerine vesile oldu?


Peki neresi yeni bu ülkenin? Önüne yeni yazılınca her şey yeni oluyorsa son

zamanlarda bunu en çok AKP hak ediyor. İsminin önüne Yeni yazalım ve AKP eski

kuruluş felsefesine dönsün! Yeniliği eski binanın boyanması olarak alacaksak

evet yeni bu ülke! Yukarda Allah var! duble yollar, binalar, saraylar, havaalanları….ve

daha pek çok şey sayabiliriz. Bir yandan ülke suret olarak yenilenirken içten

içe çürüyor. Vatandaşın yollardan, saraylardan, havaalanlarından önce sanırım

hakka, hukuka, işe ….daha kısacası daha refah içerisinde yaşayabileceği bir

‘’Yeni Türkiye’ye’’ ihtiyacı var ama bu Türkiye ne yazık ki o Türkiye’den çok

uzak!!!

 

Septik Muhalif




 

 




 

nufilozof@gmail.com

 


Kostenlose Homepage von Beepworld
 
Verantwortlich für den Inhalt dieser Seite ist ausschließlich der
Autor dieser Homepage, kontaktierbar über dieses Formular!